Özgür Sohbetler #3 – Kurşun’a Merak Edilenleri Sorduk!

Aylık yazı serimiz Özgür Sohbetler’in üçüncü bölümüne hoş geldiniz. Her ay Hip Hop kültürüne katkıda bulunan insanlar ile röportajlar yaptığımız bu seride aralık ayı konuğumuz Kurşun oluyor. Geçtiğimiz yıllarda bir O Ses Türkiye macerası yaşayan sanatçı, şu sıralar yeni albümü Bedel’in çıkışı için hazırlanıyor.

Bu yazımızda Kurşun ile birlikte, Rap müzik ile tanışması, Bedel albümü, Rap müzik piyasasında yaşanan Diss savaşlarını ve O Ses Türkiye macerası hakkında konuştuk. Siz de bu röportajımız hakkındaki görüşlerinizi aşağıdaki yorum bölümünden paylaşmayı unutmayın.

Öncelikle selamlar! Röportaj isteğimizi kabul ettiğin için teşekkür ederiz. Şimdi istersen klasik sorular ile başlayıp, piyasadaki son durumlar hakkında konuşmaya devam edelim.

Rica ederim. Tabi buyrun.

Kurşun Hip Hop kültürü ile nasıl tanıştı? Rastgele bir karşılaşma mı oldu yoksa seni etkileyen bir olay var mı?

Rap müzik benim için ilkokulda arkadaşımın bana hediye ettiği Grand Master Flash’ın The Message albümü ile başladı. Fakat Türkçe Rap’in temelleri Almanya’da atılmıştır. Neo-Nazi etkisinden kurtulamamış Almanların ülkede yaptıkları baskı ve haksızlıklara karşı orada yaşayan azınlık konumunda olan Türk halkının temeli haksızlığa ve zulüme başkaldırı olan bu müziği kullanmasıyla (90’lı yıllar ) ülkemize de sıçramış ve tanınmaya başlamıştı. Beni etkileyen olay bu müziğin haksızlık karşısında apaçık konuşabilmemizi sağlamasıydı. Hem de eğlenip, eğlendirerek.

İsmininin Kurşun olmasına nasıl karar verdin? Hangi etkenler seni bu ismi seçmende ön plandaydı?

Yaklaşık 12 sene Kick Boks yaptım. Bu isim eğitmenimden kaldı. Müziğime de çok yakışmıştı. Ve öyle de kaldı.

Bedel albümün yakında Epidemik Yapım etiketi ile yayınlanıyor. Albümün hazırlık süreci nasıl geçti? Hangi noktalarda zorlandın?

Benim gibi tıpkı o da benzer sıkıntılara maruz kalıp, büyük savaşlardan galip ayrılmıştır. Epidemik Yapım’dan Server Uraz sevdiğim bir insan, 52 Hertz albümü klasik trap albümüdür ve bence benim müzikal bilgime göre gerçek trap bu albümdedir.

Ben yıllardır her tarzı okuduğum için 10 sene önce böyle bir şarkı okumuştum ama şimdi moda olmuş durumda. Daha öncelerinde (1998/2008 yıllları arası) rap şarkılarımda nakaratta arabesk ya da R&B vokal yaptığımda beni eleştirip “küçük emrah” benzetmesi yapanların hepsi şimdi nakaratlarında arabesk okuyor ya da R&B/Pop tınılarını sergilemeye çalışıyor. Gülüyorum…

Her şeyin ilkini yapıp ilham kaynağı olduğum için ise ayrıca şükür ediyorum. Zorlandığım tek şey önyargıydı. Geriye kalan tüm zorlukları ben hallettim. Vardiyalı bir işte çalışıyorum. Hem çalışıp hem müzikal anlamda konsantrasyonu yakalayabilmek zordur. Fakat tutku dinlenmek nedir bilmez. Tam 3 haftada 4 gün izinliydim ve bu izinli 4 günümde hem yazıp – okudum, hem mixledim, hem kapağını bitirdik, hem de altyapılarını.

Bedel; son 2 senemi sığdırdığım 4 günlük bir albüm! Beni bilenler hatırlar; 2008 yılında askere gitmeden 1 gün önce 13 track kaydetmiş ve albüm kapaklarıyla birlikte aynı günün gecesinde internete verip askere gitmiştim. Burda önemli olan tabiki hızlı kaydetmek değil. Fakat türlü türlü imkanı olupta ayda 1, bir önceki işinin kopyasını üretenler oldukça fazla. Bu iş; imkan işi değil, yürekten yapanların işi…

Gördüğümüz kadarıyla albümdeki parçalarda kimse ile düet yapmayı tercih etmemişsin. Neden böyle bir karar aldın?

Açıkçası kendimle konuşmayı çok seviyorum. Tıpkı gökyüzünde yalnız dolaşmak gibi. Fakat bedel sadece benim ödediğim bir bedeldi, buna kimseyi ortak etmek istemedim.

Son dönemde yaşanan Diss parçalarının artışı hakkında ne düşünüyorsun?

Artıyorsa yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Biri, birilerine haksızlık etmiştir. Haksızlık gören sitemini dile getirmekte haklıdır. Bu rap müzikte olağan bir durumdur. Sitemsiz, başkaldırısız Rap olmaz. Şimdiki ortama ve yeni kazanılmış dinleyicilere göre hoş karşılanmıyor olabilir. Ama eski yapı taşları bilirler biz büyük savaşlardan çıktık. Şimdiki zamanda herşey çok güllük gülistanlık, bizlere dua edip şuan ki ortamın kıymetini bilsinler.

Geçtiğimiz yıllarda bir O Ses Türkiye macerası yaşadın. Senin açından bu serüven nasıl geçti? Beklediğin etkiye ulaşabildin mi?

Tek faydası verdiğim aradan sonra beni müziğe ısındırmasıydı. Yoksa bu tür platformların kime ne yararı olmuş ki? Güç sizsiniz! Her şey yine sizin elinizde.

Bu sıralar yerli veya yabancı olarak hangi isimleri dinliyorsun? Okuyucularımıza tavsiyelerde bulunabilir misin?

Ne dinleyebileceğim yerli yeni, ne de yabancı yeni müzikler var. Ben hala efsane 90’lardayım. Bügünlerde yeşilçam bile bana bügünkü dizi ve filmlerden daha duygu yüklü daha doğal, sade ve şık geliyor ki anlatamam. İnanılmaz bir hissiyat bu. Donuk ve soğuk tüm ilişkiler TV’ye yansımış durumda. Müzikal anlamda ise merak edip baktığım kim olursa olsun en fazla 30 sanıye dayanabiliyorum. Çünkü artık lirikal kalite küçüktür görsellikten. Ruh sadece para kazanmaya odaklanmış. Dinleyici de kimsenin umrunda değil. Ama görsel büyü yeteneksizlerin üstünü kaplamış durumda. Umarım bu rüyadan uyanırlar. Yoksa sonsuza dek köle olacaklar.

Özgür Sohbetler yazı serimize konuk olduğun için tekrardan teşekkür ederiz. Son olarak okuyucularımıza söylemek istediğin bir şey var mı?

Rica ederim. Kendilerine (iyi) baksınlar.Önce (iyi) insan olsunlar sonra her şey olurlar.

Sevgi ve Saygılarımla.

Avatar

Yusufcan Aksu

2016 - 2020 yılları arasında oyun ve espor basınında yer alan Yusufcan, Özgür Hip Hop ile birlikte takipçisi olduğu Hip Hop kültürü hakkında içerikler üretmeye başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Bu içerik korunmaktadır!